Bu gadget'ta bir hata oluştu

8 Aralık 2013 Pazar

Ay vallahi tükendim!


Ben annenin zeki, çevik ve aynı zamanda tükenmemişini severim.

Tükenmişlik sendromu, pek çoğumuz gibi benim de bilgi dağarcığıma Meryem Uzerli sayesinde girdi. O dönem pek severek izlediğim dizinin en sevdiğim kahramanı gizemli bir şekilde ortadan kaybolunca ben de merakla takip ettim gelişmeleri. "o parayı bana verseler hayatta tükenmem lan ne tükenicem" diyenler de "sektörde oyuncular sömürülüyor" diyenler de yanıldı zira kendisinin hamile olduğu ortaya çıktı bir süre sonra. Ben de içimden "haaah şimdi görürsün asıl tükenmeyi!" dedim. Zira ben tükenmişlik sendromuyla kanka olmuşum da ne yaşadığımdan haberim yokmuş uzunca bir süredir.

Her sabah saat 006:30 gibi mesainizin başladığını düşünün, üstelik öyle "ay ayılayım" "alarmı beş dakika erteleyeyim" "aman on dakika daha uyuyayım " falan şeklinde geciktirilemeyecek bir mesai.Zira Azra Sultan'a kahvaltı hazırlamak lazım...Okul servisi 07:10 da geliyor çünkü... Gözünü açtığın an, emir ve komutaya hazır olmalısın. Hızlıca yatak döşek toplayıp, miskin geceliklerden kurtulup koşar adım mutfağa yollanıp iki yavruyu doyurmak için yeterli enerjiyi biriktirmiş olman gerek,uyku gece bölük pörçük olsa bile. Sonra evi bilmem kaç milyonuncu kez yaşanabilecek asgari düzeyde bir hijyene ve düzene kavuşturmalısın,gündüz sen evde yokken aman öğlen okuldan gelince Azra bunu yesin,Efe okula gitmeden acaba mandalina da yer mi ki yesin büyümeleri için gereken miktarda enerji ve vitamin alabilsin. Bu esnada işleri yaparken acaba 09:30 da başlayacak olan mesaime geç kaldım mı diye saate bakıp evden çıkacağın zamanı iyi ayarlayabilmek lazım...Akşam olup işten eve döndüğünde çamaşırıydı, bulaşığıydı,ödeviydi,kitap okuma vaktiydi derken akşam saat 20:00  civarında kayış kopsun, saat dokuz olsa da evlatlarımı uykuya yatırsam diye dakika saymaya başla,sonra yatma seramonisi başlasın Azraaaa tuvalete girr,Efeeeee dişlerini fırçala,iyi geceleeerrr babaaaa nidaları,ayyyy ben su imedimmmm diye türlü bahanelerle yataktan 28 kez kalkıp tekrar yatmaları derkeenn koltuğa artık sen olmayan vucudu yığ ve ertesi sabah aynı şeylere yeniden başlayacağını bil.

Sonra da tükenme!
Oldu gözlerim dolduuu :)

Kendime vakit ayırıp sevdiğim bişeyleri yapmalıyım...Da...Nasıl???

Dedim ki ben alışveriş severim, alışveriş yapayım en iyisi... Hımmm yok yok pazartesi pazarı çok kalabalık oluyor zağar :)

Arkadaşla sohbeti, alışverişi geçtik, başka ne ile şarj edebilirim bu bünyeyi? Kuaför? Yok annem almayayım,benim saçlar zaten 3 bilemedin 5 numara onu da evde kendim hallederim..2 ayda bir kaşları aldırmaya gideriz olur biter :) Kişisel bakım anlayışım diş fırçalamak ve banyo yapmak çok uzun bir süredir. (Kendinizi şımartın başlıklı mailler atan firmalara selam olsun)

Böylece kendimi şarj etme hevesim de kursağımda kalmış vaziyette, telefonumdan hallice bir şarj durumuyla ortalarda geziyorum- ki IOS 7 de yüklemedim!

Her gün aynı şeyleri yap, üstelik hep yapmaya devam edeceğini bil, karşılığında sendrom üstüne sendrom, atak üzerine atak yaşa, dert anlatmayı denediğin herkes sana akıl versin (çünkü benim aklım yok) sonra da tükenme.

Oldu şekerim.

Cem Yılmaz'ın, Vizontele filminin ilkinde bir repliği vardı; " beni övme kardeşim bana para ver", bu sıralar bu repliği revize etmiş halde kullanıyorum, "bana akıl verme kardeşim biraz huzur ver'' :)
Öptüm hepinizi :)

7 Eylül 2013 Cumartesi

VAR...DI HEPSİ...

Dünya güzeli bir anneannem vardı...'Yapayım mı annem yer misin' diyen..Yüzü güleç...Kulakları pek duymayan...Birtaneydi...
Babaannem vardı hayal meyal hatırladığım...Yüzündeki beni sevdiğim ve yüzündeki ben'i sevdiğim..Aslında 3 oğlu içinde nedense en çok babama benzettiğim...Elleri titreyen...
Dedem vardı pantolon diken...Tatillerde gittiğim zaman dükkana gidip makinanın diğer tarafına oturup alttan pedala bastığımı bildiği halde ses etmeyen...Bembeyaz saçlı...
Dedem vardı..Belki asabi ama olsun..'Ajans başladı susuun!' diyen...Marulları,soğanları demet demet yapıp satan...
Amcam vardı...Dünya tatlısı...İçtiğinde daha da tatlı olan...Anılarımın çok fazla olmadığına üzüldüğüm amcam...Hastayken çok zayıfladığını hatırladığım amcam...
Besim Amcam vardı...Pehlivan....Topal topal gezen...'Kadeeerr yavrum Kader Ablaaa' diye naralar atan..Babamla çok iyi anlaşan..Belki de en iyi anlaştığı babam olan...
Bahadır Amcam vardı...Yüreği de bedeni gibi kocaman olan...Bana 'Aşık' diyen nadir insanlardan...İncecik Handan Ablanın kocaman kocası...Seneler önce kareli gömleğiyle rüyama giren sonra da uğramayan...
Attila Amcam vardı...Öğretmenin,kapı komşumuz,neşeli insan...Yanakları pembe,bıyıkları pos,hani derler ya gözleri gerçekten gülen...Pırıl pırıl hemde...
Osman Abim vardı benim...'Karabiberimm' derdi bana...Yaşının ne kadar küçük olduğunu o zaman değil de çok sonra kavrayabildiğim...Aslında varsa bu ölüm denen gidişin bir yaşı,işte henüz o yaşa gelmemiş olan nadir insanlardan olan...
Hani herkesin hayatında bunun gibi bir sürü olan,gitmiş,gelmeyecek insanlar...Aslında hepsi 'vardı' mı yoksa hala 'var' mı ??? Kim nerede görmek istiyorsa görebiliyor mu hala...Gitmiş kabul mu edilmeli bunca ve daha fazlası insan...??
Aslında geçen gün o muhteşem filmde duyduğum gibi mi gerçek...
'İnsanlar ölmez aslında,göklerde bizi beklerler yalnızca!!!'